enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,7851
EURO
55,9694
ALTIN
6.836,91
BIST
13.281,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

“ER MEYDANLARINDAN BİR KARABACAK GEÇTİ”

Ustaların kıran kırana er meydanında güreştiği, herkesin hiçbir anı kaçırmamak için nefeslerini tuttuğu Kırkpınar’da, Türkiye’nin yağlı güreş tarihine unutulmayacak katkılar sağladı. Karabacak güreş kariyeri boyunca o çayırlarda adeta devleşerek, rakiplerini teker teker devirdi. Altın kemer yılında güreş camiasına küsmüş olsa da, Karabacak’ın hikayesi unutulmadı…

“ER MEYDANLARINDAN BİR KARABACAK GEÇTİ”
04.01.2022 16:20
6.566
A+
A-

Bir “Ladik efsanesi” İbrahim Karabacak…

1954 – 1956 – 1959 ve 1960 yılları Türkiye Cumhuriyeti Kırkpınar Başpehlivanı oldu.

01.01.1932 yılında Samsun ili Ladik içesi Teberoğlu köyünde bir çiftçi ailenin çocuğu olarak dünya ya gelen Karabacak, 08.02.2001 tarihinde ebedi âleme irtihal etmiştir. Centilmenliği ve efendiliği ile Kırkpınar’ın en sevilen ve sayılan pehlivanları arasına girmiştir…

Rahmetli İbrahim Karabacak’ın oğlu Yüksel Karabacak’a babanız nasıl biriydi diye sorduğumuzda kısaca “ yalan riya gösteriş sevmeyen, dalavere güreş sevmeyen babam diye demiyorum doğrudan şaşmayan imanlı merhametli delikanlı bir adamdı benim için en büyük mirasıdır mertliği”. Sözleriyle anlatıyor…

KIRKPINARA İLK ADIM

Tarihler 1954 yılını gösterdiğinde henüz 22 yaşında olan İbrahim Karabacak için askerlik dönemi gelmişti. Askerliğini İstanbul’daki Rami kışlasında sürdürdüğü esnada 593’üncü Tarihi Kırkpınar yağlı güreşlerinin düzenleneceğini öğrenen Karabacak için artık askerlik görevi zorlaşmaya başladı. Güreşlerin yapılacağı tarih yaklaştıkça Karabacak’ın içindeki güreş aşkı iyiden iyiye alevlenmeye başlamıştı. Tabi önünde büyük bir sorun vardı. Kırkpınar’a nasıl gideceği kafasında büyük bir soru işaretiydi. Ne yapıp ne edip Kırkpınar’a gitmeliydi. Günler birbirini kovaladı ve o gün gelip çattı. Karabacak komutanından izin istemiş fakat izin çıkmamıştı. Karabacak, her şeyi göze alıp 593’üncü Tarihi Kırkpınar güreşleri için askerden firar edip Kırkpınar’ın yolunu tuttu. Firari Karabacak, yıllardır hayalini kurduğu serhat şehri Edirne’ye gelerek güreşe katıldı.

İlk büyükortaya soyunur Karabacak, itiraz eder büyük ortadaki pehlivanlar ardında hakemler başaltında güreşmesine karar verirler. Karabacak ise “başaltında yenileceğime başpehlivanlık boyunda yenilirim der ve başa çıkar. O zaman yukarı boya çıkmak serbestti. O yıl yoğun bir seyirci katılımıyla gerçekleşen 593’üncü Kırkpınar güreşlerinde rakiplerine göz açtırmadan finale kadar yükselen Karabacak, finalde 1946 – 1949 yılları Kırkpınar Başpehlivanı Sındırgılı Şerif Ünal ile karşılaşacaktı.

Otoritelerin “20 seneden beri böyle güreş görülmedi” dedikleri bu müsabaka Ladik’li İbrahim Karabacak’ın zaferiyle sonuçlanmıştı. O artık Türkiye Cumhuriyeti Başpehlivanı olmuştu. Hem de 22 yaşında…

Güreş sevdası bitmeyen Karabacak, 1956 yılında finalde Hasan Acar’ı yenerek ikinci defa Kırkpınar Başpehlivanı olmuştur.

1960 YILI KARABACAK İÇİN KIRILMA NOKTASI OLDU

600’üncü tarihi Kırkpınar yağlı güreşleri yine büyük bir heyecan ile başladığında İbrahim Karabacak’ın er meydanına girmesiyle çıkması bir oluyordu. Rakiplerine aman vermeden birer birer finale yükselmişti. Finalde ise Sındırgılı Mehmet Ali Yağcı rakibi olmuştu. Nefeslerin tutulduğu bu güreş hakemin düdüğüyle başladı. Birbirlerini tartarak güreşe başlayan pehlivanlar bir anda güreşi karıştırmaya başladı. İbrahim Karabacak ile Mehmet Ali Yağcı güreşirken meydanın etrafını çeviren tellere doğru birbirlerini sürmüşlerdi. Kapışma sırasında Yağcı’yı altına alan Karabacak, kazkanadı aramakta idi ki o sırada başaltında final yapmakta olan Mehmet Ali Yağcı’nın ağabeyi İzzet, kendisini kaybederek Samsunlu pehlivanın üzerine yürüdü ve onu hırpaladı. Binlerce seyircinin önünde yapılan bu kavgaya rağmen İzzet, diskalifiye edilmedi. Her ne kadar Karabacak, 1960 yılında Kırkpınar kürsüsünü birincilik ile bitirse de bu kavga yüzünden Samsunlu Pehlivan hakem heyetine kızarak Edirne güreşlerine küstü.

KARABACAK İÇİN ÖNEMLİ KARAR: ALTIN KEMER YILI

Güreş camiasında 1961 yılının en önemli konusu 1959 ve 1960 yılları Kırkpınar Başpehlivanı İbrahim Karabacak’ın altın kemeri alıp alamayacağıydı. Karabacak’ın aklı ise hala 1960 yılında yaşadığı olaydaydı. Bir yıl öncesinin başpehlivanı bayrak törenine zar-zor yetişti. Ertesi gün öğleden sonra yapılan başpehlivanlık ilk tur kapışmalarına ise çıkmaması büyük sürpriz oldu. Samsunlu, daha önce dört defa Kırkpınar başpehlivanlığını elde etmiş kurt bir yağlıcıydı. Ancak pehlivanımız bir yıl önce kendisine reva görülen muameleye çok üzülmüş ve Edirne’de bir daha güreşmemeye yemin etmişti.

Pek çok kişi bu büyük pehlivanı altın kemer mücadelesinde er meydanında görmek istedi. Araya girildi konuşuldu ama Karabacak kendi kendisine vermiş olduğu sözden dönmeyip tribünlerde kaldı. Davul-zurna bile ölü gibi çaldı. Müsabakaların da tadı tuzu kaçtı.

Er meydanında kendisine yapılan haksızlık karşısında susmayarak kemer senesi olmasına rağmen dik duruşunu bozmadı. Güreş camiasına kırgın olan Karabacak pehlivan, bir daha da Kırkpınar er meydanına çıkıp güreşmedi.

Henüz 28 yaşındayken 4 kez Kırkpınar’da Başpehlivan olan Karabacak’ın, güreşi bırakmasa daha büyük başarılara imza atacağı ve tarihe adını altın harfler ile yazdıracağı kesin bir dil ile söylenebilir. 1967 yılına kadar piyasaya güreşlerine katılan Karabacak, güreşi bıraktıktan sonra Kırkpınar’da kule hakemliği de yaptı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.