Sami Karayel’in Meşhur Türk Pehlivanları serisini okuyanlar meşhur pehlivanların alelekser Deliorman yiğitleri olduklarını fark edeceklerdir. Pehlivanlıkta eşi benzeri olmayan Kel Aliço, Avrupa’da ve Amerika’da bir kuvvet birimi haline gelen Koca Yusuf, Edirne’nin Ada nahiyesinde doğsa da Deliorman muhaciri olan ve Kırkpınar Güreşleri kabri ziyaret edilmeden açılmayan meşhur Adalı Halil, gelmiş geçmiş en hünerli güreşçilerinden Razgradlı Hergeleci İbrahim ile çırağı Cihan pehlivanı Kara Ahmet, hakkında filmler yapılmış Gazi’nin takdirine mazhar olmuş Kurtdereli, Kazıkçı Kara Bekir[3], Yürük Ali, Kavasoğlu niceleri… Deliorman her köşesinden pehlivan fışkıran münbit bir tarladır adeta. Ne var ki Balkanların anavatandan kopması Deliorman’la Anadolu arasındaki rabıtayı koparmış ve pehlivan yatağı Deliorman adeta çölleşmiş; kurumuştu. İşte o meşhur Deliorman’ın yetiştirdiği son efsane pehlivan 1908 yılında Kırcaali’de doğan 1927 yılında Tekirdağ’a hicret eden ve yerleştiği bu mütevazı kentle özdeşleşip “Tekirdağlı” lakabını alan Hüseyin Pehlivan’dır. Hani bir dönemin meşhur gangster filmlerinde “Son Sicilyalı” ya da “Son Mohikan” dedikleri gibi o “Son Deliormanlı’dır”
Tekirdağlı, Bulgar baskısından bunalıp soluğu vatan topraklarında alarak Tekirdağ’a yerleşmiştir ancak bu yeni diyarda yürekleri burkan bir trajedi pehlivanı hüzne boğacak; pehlivanın yerleştiği Çiftlikönü Camii’nin karşısındaki ahşap ev ansızın çökecek; pehlivanın kayınpederi, kayınvalidesi baldızının iki kızı hayatını kaybedecekti.[6] Bu trajedi genç Hüseyin’i yıldırmamış Rumelili delikanlı hem ekmeğini taştan çıkararak var gücüyle çalışmış hem de fırsat buldukça güreşlere katılmaya başlamıştı. Kendi anlatımına göre Bayburtlu Kara Yusuf tarafından Samsun’a güreşmeye götürülen Tekirdağlı tek bir kuruş dahi kazanamamış olsa da başpehlivanlık yolunda altın değerinde tecrübe kazanacaktı.
Yavaş yavaş serpilerek güreşini geliştiren Tekirdağlı Hüseyin başpehlivanlar arasına adını yazdıracak 1936 yılında Eminönü Halkevi yararına düzenlenen başpehlivanlık müsabakasında Kara Ali, Afyonlu Süleyman ve ilerleyen yıllarda bir tür ezeli rekabet yaşayacağı amansız rakibi Gostivarlı Mülayim’i mağlup ederek altın kemere kavuşacaktır. Genç pehlivan Gazi Paşa’nın dikkatini çekecek ve Hüseyin pehlivan dönemin namlı isimleriyle beraber Florya’ya çağrılıp Gazi’nin huzurunda güreşme şerefine nail olacaktır.
1935, 1936, 1937, 1938 yıllarında Kırkpınar’ı kazanan Tekirdağlı Hüseyin 1939 yılı için de kispetini kuşanmış ve meydana çıkmıştı. Efsane pehlivan güreşlerin başlamasından hemen önce basın mensuplarına duygularını şu cümlelerle açıklamıştı:
“ Türkiye’de güreşen her pehlivanın Kırkpınar güreşlerinde mutlaka güreşmesi lâzımdır. Buraya herkes şeref için gelir. Ben on seneden beri gelirim. Dört senedir üst üste başpehlivanlığı kazanıyorum. Bu sene de kazanacağımı sanıyorum. 31 yaşında ve 105 kiloyum. Evliyim. 11, 8 ve 2 yaşında üç çocuğum var. Biz, cedbecet pehlivanız. Babam, kardeşlerim hep pehlivan idiler. Ben de on yaşımda iken pehlivanlığa başladım. Bir İngilizle anlaşma yaptım. Bu kış cenubî Afrika ve Hindistan’da büyük bir turne yapacağım.”
1939 Kırkpınar’ında ilk günde Afyonlu Süleyman’ı şak kündesiyle deviren Tekirdağlı kapanış gününde önce rakibi Pehlivanköylü Mustafa’yı 8 dakikada pes ettirecek ardından final güreşinde Karacabeyli Hayati’yi 6 dakikada künde ile yenecek beşinci kez altın kemeri kuşanacaktı.
1940 yılında finalde bu kez rakip Gönenli Hüseyin’dir. Kazanan değişmez. Tekirdağlı Hüseyin devlet erkânının takdim ettiği kemeri çıkarmamıştır. 1941 yılına gelindiğinde Edirnelilerin yoğun desteğini alan Tekirdağlı, Ali Ödül’ü 7 dakikada dize getirecek Pehlivanköylü Mustafa’yı yenerek tekrar kemere uzanacaktır. 1942 yılı başpehlivanlık mücadelesinde taşkın bir sel; önüne geleni sürükleyen bir çığdır adeta Tekirdağlı, ne var ki onun böyle rakiplerini birer birer devirmesi rakiplerini farklı önlemler almaya itecektir. Kurtdereli Mehmet kitabında Sami Karayel Tekirdağlı’nın bitmek tükenmek bilmeyen başarılarından usanan pehlivanların çıvgar yaptığından bahseder. Pehlivanköylü Mustafa, Babaeskili İbrahim, Karacabeyli Hayati kendi aralarında anlaşıp Hüseyin’i yıkmaya karar vermişlerdir. Buna göre Hüseyin’e düşen Babaeskili ölümüne güreşip Tekirdağlı’yı yormuş Karacabeyli Hayati yenilmez başpehlivanın karşısına diri bir şekilde çıkmıştı. Üstelik bardaktan boşanırcasına bir yağmur er meydanını üstten aşağı yıkamaktaydı. Hüseyin elbette çıvgarın farkındaydı ama 8 senedir başpehlivan olduğu er meydanını genç rakibine terk etmeyi aklının ucundan dahi geçirmiyordu. Belki de Hüseyin’i yenilmiş görmek isteyen sadece pehlivanlar değildi içten içe seyirciler de Hüseyin’i mağlup görmek istiyordu. Hüseyin’e göre hayli genç olan Hayati çevik ve atik hamlelerle bu ümidi diri tutuyordu. Güreş kıran kıranaydı. Tam bir buçuk saat süren ölümüne boğuşmada genç hasmı Tekirdağlı’ya diş geçiremeyeceğini anlamış ve tecrübeli rakibinin iyiden iyiye ezdiği genç pehlivan güreşi bırakarak Tekirdağlı’nın zaferini tescillemişti. Değişen bir şey olmamış kemer yine Hüseyin’de kalmıştı. Ancak Tekirdağlı’nın keyfi kaçmıştır. Tebrikleri keyifsiz bir şekilde kabul ettikten sonra kendisini takdir dolu bakışlarla izleyen basın mensuplarına soğuk duş etkisi yapan bir cümle dökülecektir pehlivanın dudaklarından:
Bundan sonra Kırkpınar güreşlerine katılmayacağım.
1943 yılı Kırkpınar’ı Tekirdağlı Hüseyin olmadan başlamıştı. Efsane pehlivan seyirciler arasında güreşleri dudaklarını ısırarak izliyor içi içine sığmıyordu. Son ana kadar Tekirdağlı’nın kararını değiştirip meydana ineceğini düşünen güreşseverler büyük hayal kırıklığı yaşıyorlardı. Finale iki Babaeskili pehlivan Kozpınarlı İbrahim ve Babaeskili Mustafa çıkmış iki pehlivan Tekirdağlı’nın boşalttığı meydanı doldurmak için kol bağlamışlardı. İki hemşehri güreşe başlamış kıran kırana başpehlivanlık kovalarken izleyenlerin gözlerine inanamayacağı bir şey oldu. Tekirdağlı Hüseyin kispetiyle meydana indi. Hakem heyetine gelerek başpehlivanlık için güreşeceğini söyledi. Olacak şey değildi zira Hüseyin hiç güreşmemişken diğerleri rakiplerini yene yene finale gelmişti. Suyolcu Mehmet Pehlivan bunun olamayacağını söylese de Hüseyin ısrarcıydı. Diğer pehlivanlar güreşi bıraktı. Ortalık karıştı bu hengâmede olmayacak şey oldu ve hakem heyeti iki pehlivana “Sizi berabere ayırıyoruz hanginiz Hüseyin pehlivanla güreşmek istiyorsa 15 dakika dinlenip güreşsin” diyerek akıl almaz kararını ilan etti. Tam 9 kez Kırkpınar’ı kazanan bir sene önce Kırkpınar’a gelmeyeceğini söyleyen Tekirdağlı Hüseyin Babaeskili İbrahim’le final güreşine çıkıyordu…
İki pehlivan kol bağlayarak güreşe başladı.
Hüseyin diriydi ama rakibi güreşerek piştiği halde o ham bir şekilde güreşiyordu. Tekirdağlı’nın aynı sağlı sollu yumruklarla rakibini serseme çeviren demir yumruklu boksörleri andıran bir tekniği vardı. Sağlı sollu elenselerle dağıttığı rakibinin üstüne üstüne gider bir gaflet anında tırpanı yetiştirip alaşağı ederdi. Yine her zamanki gibi elense yağmuruna başlamış ama İbrahim temkinli bir şekilde mesafeyi koruduğu için tırpan oyununu yapamamıştı.
Sami Karayel’in cesur ve inatçı bir pehlivan olarak tasvir ettiği Babaeskili İbrahim güreşin yedinci dakikasına girerken çapraza giriyor. İbrahim tutturabilirse Hüseyin’i sürecek. Tekirdağlı çaprazı sökmek için dönmeye çalışıyor. Tam bu sırada güreşin başından beri Tekirdağlı’nın yapmaya çalıştığını Babaeskili yapıyor. Sert bir tırpanı arkadan yetiştiriveriyor.
Tekirdağlı yerde!
Edirne seyircisi yoğun yağmura rağmen terk etmediği er meydanında ilk kez Tekirdağlı’nın açık düştüğünü görüyor.
Babaeskili temennayı basıyor.
Tekirdağlı son bir umut hakemlere dönüyor. Hakem Serezli Fuat galibiyeti onaylıyor.
Babaeskililer meydana doluşuyor. İbrahim omuzlarda şimdi.
Hüseyin son umut olarak güreşçilerin piri Suyolcu Mehmet pehlivanın yanına geliyor. Belli belirsiz “Yenildim mi?” diye soruyor Hüseyin koca çınara. Cevap istediği cevap değil.
“Evet Hüseyin. Yenildin.”
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ: https://www.akdenizinbaspehlivanlari.com/son-deliormanli-tekirdagli-huseyin-pehlivan-2/